ANDROPOZ

Antropoz Nedir



Kadınlardaki menopoz gibi erkekte de belli bir yaştan sonra hormon seviyelerinde bir değişiklik meydana gelmektedir. 45-50 yaşından itibaren erkeklik hormonu olan testosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan aynı yapıdaki hormonlar devamlı bir düşüş gösteriyorlar, ama hiç bir zaman bu seviye, ileri yaşta bile, sıfır olmuyor. 


"Andropoz "olarak da adlandırılan bu durum, cinsel fonksiyonun gerilemesi yanında, cinsel arzu ve zihinsel fonksiyonlarda da düşmeye neden oluyor. Ayrıca yorgunluk hali ve uyku problemleri duygusal değişiklikler, iktidarsızlık, depresyon, cinsel güç azalması, osteoporoz, meni kalitesi ve kaslarda olumsuz etkiler, yine erkeklik/androjen hormonlarının eksikliği, vücut yapısı değişikliğine sebep olarak bilhassa karında 10-15 kg yağ tutulmasına yol açıyor. 


Ortalama yaşam süresi uzadığı için yaşlanmaya bağlı sorunların artacağı ve andropoza bağlı problemlerin artması, geliştirilen tedavi yöntemleri dikkat çekiyor. 


Türkiye de 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 52 sinde cinsel performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir. 


Tüm bu bulguları özetlersek erkeklerde ilerleyen yaşa bağlı görülen fiziksel ve zihinsel değişikliklerin, androjen hormonlarının azalmasıyla birlikte bir klinik tabloya dönüşmesidir. 


Bu klinik tablo şu belirtileri içerir: 


1. Seksüel fonksiyon ve istek azalması, özellikle sabah ereksiyonlarının kalitesinde düşme, 


2. Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon, 


3. Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma, 


4. Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz), 


5. Organ yağlanmasında artış. 


Andropoz terimi yaygın kullanımına rağmen çok doğru bir tanımlama değildir. Kadınlarda menopozla birlikte üreme özellikleri tamamen ve akut olarak bitmesine karşın, erkeklerde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilir. Bu bağlamda "yaşlanan erkeklerde androjen eksikliği andropoz a göre daha doğru bir tanımdır. 


39- 70 yaşları arasındaki erkeklerde, serum serbest testosteron seviyelerinin yılda yaklaşık %.1.2 oranında düştüğü gösterilmiştir. 


65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık %25-50 sinde biyo-yararlanılabilir testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır. Elbette yaştan bağımsız olarak, genetik bozukluklar, şişmanlık, çeşitli hormonal dengesizlikler (büyüme hormonu, tiroid hormonları, insülin), alkol, stres ve kronik hastalıklar da kan testosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir.

 BALANIT

Balanit, glans (penis başı) veya penis ucunun iltihaplanmasıdır. Oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Sünnet olmamış erkeklerde, özellikle sünnet derisinin daralması nedeniyle kolaylıkla geriye çekilemediği durumlarda, sünnet olmuş erkeklere kıyasla daha fazla görülür.

Belirtiler : Penisin ucunda kızarıklık ve tahriş.

Balanitin birçok çeşidi vardır. Nedenlerinden bazıları; böbrek yolları enfeksiyonu, penise sürtünen kumaşın tahrişi veya kumaşın temizlenmesi ya da yapımında kullanılan kimyasal maddeler ve doğum kontrol kremlerine reaksiyon, olabilir. Şeker hastası erkeklerde, idrarda fazla şeker bulunması nedeniyle, balanitis çok sık görülür. Mantar enfeksiyonu da sık rastlanan bir sebeptir.

Teşhis

Penisteki tahriş bir iki gün içinde geçmezse doktorunuza veya bir üroloğa danışmak gereklidir. Doktor penisi inceleyerek ve daha ciddi enfeksiyon ihtimalinin olup olmadığını anlamak için testler yapacaktır. Balanit teşhisi konursa da, şeker hastalığı ihtimalini gözönünde tutarak idrar testi uygulayacaktır.

Tedavi

Balanit tedavisinin temeli temizliktir. Sünnet derisi kolaylıkla geri çekilemeyen bir erkekte balanit in iyileşmesi ve önlenebilmesi için sünnet yapmak gerekebilir. Bakteri ve mantar enfeksiyonlarını iyileştirmek için antibiyotikler ve mantar ilaçları kullanılır.

ÇALIŞAN ERKEK UZUN YAŞIYOR

Yapılan araştırmada, 1769 erkek ve 1913 kadın 10 yıl süreyle çalışma koşulları ve kalp hastalıkları ile Gelir, eğitim, çocuk sayısı, meslek, iş değiştirme oranı, terfiler, ev işi, evdeki stres ve istenilen ücret gibi etkenleri de analiz eden bilim adamları, 10 yıllık araştırmalarında, çalışmayan ev erkekleri nde ölüm oranının çalışan hemcinslerine göre daha yüksek olduğunu tespit ettiler. 


DÜŞÜK GELİRİN ETKİSİ


Ayrıca yıllık gelirleri düşük olan erkeklerin de daha erken öldüğünü ve kalp hastalıklarına daha sık yakalandığını belirtiliyor. Araştırma çerçevesinde, dul ya da eşlerinden ayrı yaşayan erkeklerin ölüm riskinin, evli erkeklere göre daha yüksek olduğu da belirlendi. Uzmanlar, Evlilik, daha uzun yaşamak isteyen erkekler için vazgeçilmezdir diyorla

COUVADE SENDROMU: ERKEKLERDE GEBELİK BELİRTİLERİ

Couvade Sendromu na yakalanan erkekler, eşleri hamile kaldıktan kısa bir süre sonra gebelik semptomları yaşıyor. 


Couvade Sendromu denilen hastalık, eşleri gebe kalan erkeklerin kısa bir süre sonra gebelik semptomları yaşaması anlamına geliyor. Bu semptomlar arasında mide, bağırsak sistemi rahatsızlıkları, karın büyümesi, iştahta değişme, kokuya hassasiyet, sırt ağrıları, bacak krampları, halsizlik, uyku yakınmaları, diş ağrısı, deride isilik, bayılma ve kilo alma yer alıyor. Couvade Sendromu yaşayan baba adaylarına yaşadıkları bu semptomların hastalıktan daha çok ebeveynlik konusundaki yetersiz bilgilenmelerinden kaynaklandığının açıklanması gerekiyor. Uzmanlar, bu sendromu yaşayan baba adayının kaygıları ile başa çıkamaması durumunda, destekleyici psikoterapi tedavisi görmesi konusunda uyarıyorlar. 


Semptomlar, gebeliğin ilk üç ayının sonunda başlayıp, ikinci üç ayında artarak ve doğum gerçekleşene kadar sürüyor. Uzmanların 267 çift üzerinde yaptıkları çalışmada, erkeklerin yüzde 22.5 inin Couvade Sendromu yaşadıkları belirlendi. Ayrıca Couvade Sendromu yaşayan ve yaşamayan erkekler arasında davranışsal olarak anlamlı farklar bulundu. Gebelik öncesi, gebelik esnası ve sonrasında yapılan ziyaretlerde, Couvade Sendromu yaşamayan erkeklerde sabit bir düzey bulunmasına rağmen, sendromu yaşayan erkeklerde her ziyarette semptomların iki kat arttığı gözlendi. 


Türkiye de 2002 yılında 150 çift üzerinde yapılan araştırmalarda ise eşlerinin gebelikleri sırasında baba adaylarının yarısından fazlasının endişe hali yaşadıkları, yaklaşık üçte birinin kendisini normalden daha iyi hissettikleri, bunlar içerisinde, yüzde 28 inin yorgunluk ve çabuk yorulma, yüzde 26 sının diş ya da diş eti ağrısı, yüzde 23 ünün sık idrada çıkma, yüzde 20 sinin normalden daha az aktif oldukları saptandı. 


Uzmanlar baba adayı olmayı bekleyenlerde yaşanan semptomların, hamileliğe hissi olarak katılmaya, önceki çocuk sayısına, dini inanca, yaşadıkları strese ve hamilelik döneminden önceki sağlık durumlarına bağlı olarak ortaya çıkacağını belirtti.

 EPIDIDIMIT

Her bir testisin gerisinde spermleri sperm kanallarına taşıyan kıvrımlı bir boru bulunur. Bu boruya epididim denir. Epididimit bu borunun iltihaplanmasıdır. Dokunulduğunda şişen bölgenin sıcak ve sosis gibi gergin olduğu hissedilir. Epididimit e genellikle bakteriler neden olur. Bazen bakteriler olmaksızın, bilinmeyen nedenlerden de ortaya çıkabilir.

Belirtiler

- Skrotumda genellikle şiddetli ve birkaç saat veya gün içinde yavaş yavaş artan ağrı;

- Ateş;

- şişme.

Teşhis

Testislerde birkaç saat içinde yavaş yavaş artan ağrı, ateş de varsa epididimiti akla getirir. Genellikle tek testis etkilenmiştir. Doktor enfeksiyonu meydana getiren organizmaları saptayabilmek için, idrar ve prostat bezi salgısı alabilir.

Epididimit genellikle cinsel organlara bir zarar vermeden ilaçla tedavi edilebilen akut bir rahatsızlıktır. Çok daha ender olarak ortaya çıkan kronik epididimit, iyileşebilmek için cerrahi müdahaleyi gerektirebilir.

İlaç Tedavisi

Bakteri kökenli epididimiti geçirmek için genellikle antibiyotikler kullanılır. Aynı bakterinin bulaşmış olma ihtimaline karşı eşin de tedavisi gerekli olabilir.

Diğer Tedaviler

Epididimit in tedavisi için ayrıca, yatak istirahati, skrotuma buz torbası koymak, skrotu mu kaldırmak ve ağrıya karşı da ağrı kesici kullanmak gereklidir.

ERKEKLER İÇİN HORMON TEDAVİSİ

Erkeklik hormonu testosteron tedavisini, erkek menopozu olarak kabul edilen hırcınlık ve mukavemet gücü kaybını önleyebileceği saptandı. 


Menopoz rahatsızlıkları olan kadılara, ateşlenme, osteoporosis nedeniyle verilen hormon tedavisinin, erkeklerde tartışmalı olduğuna değinen uzmanlar, testosteron tedavisinin erkeklerde, menopoz rahatsızlıklarını indirebildiğine değindi. 


Testosteronun enjekte edilebileceği gibi, jöle şeklinde hazırlanacak parcalarla deriden veya ağızdan alınabileceği, bu konuda bazı firmaların yeni uygulamalara girdiği belirtildi. 


Sheffield Üniversitesinde yapılan bir araştırmada, kronik kalp rahatsızlığı olan 20 erkek üzerinde testosteron tedavisi uygulandı. Testosteron tedavisinin bu deneklerde yürüme gücünü yüzde 34 artırdığı saptandı. 


TESTOSTERON KASLARI GÜÇLENDİREBİLİYOR


Kalp rahatsızlığı olan erkeklerde, testosteron oranının düşük olduğu, bu gruptaki erkeklerde soluma rahatsızlığı, kas güçsüzlüğü ve depresyon görülebildiği biliniyor. Araştırmada, testosteron terapisinin kalp fonksiyonunu yükseltici özellik ortaya koymadığı, fakat kasları güçlendirebildiği gözlendi. Bazı uzmanlar, erkeklerde görülen ve andropoz olarak adlandırılan rahatsızlıkların yaşlılık nedeniyle oluştuğunu, ancak bunda testosteron oranının azılmasının da etkili bulunduğunu düşünüyor. 


Deneysel bir testosteron jölesinin 98 erkekte denendiği ve 24 saat içinde testosteron oranını yüzde 85 normale çevirdiği gözlendi. Uygulamada yan etki olarak, bazı hastaların ağızlarında hafif tahrişler meydana geldiği belirlendi. Güney California Üniversitesinde denenen sentetik testosteron hapının ise 60-87 yaş grubunda kasları geliştirdiği, kas gücünü ve fiziksel işlevi artırdığı gözlendi. 12 hafta süren denemelerin ilk altı haftasında, tedavinin yeterli etki sağladığı görüldü. 


RİSKLERİ DE VAR


Araştırmacılar, testosteron tedavisinin yaşlı erkeklerde fiziksel gücü artırabileceğini kaydetti. Hormon tedavisinin kadınlarda meme kanseri riskini artırdığı, yüksek testosteron oranının ise erkeklerde prostat kanseri riskini artırabildiği biliniyor. 


Ağızdan alınan erkeklik hormonu haplarının ise karaciğerde toksin meydana getirebileceği belirtildi. Araştırma raporu, San Franciscoda başlayan Endokrin Kuruluşunun genel kurulunda açıklandı.

ERKEKLERDE ORTA YAŞ KRİZİ

Azgın teke sendromu



Doğmak ve büyümek kadar doğal bir süreç olan yaş dönümünü en az hasarla atlatmak içinse, anlayışlı olmak gerek. 


Hanımlar, kocanızdaki değişimler sizi korkutmasın. Ona destek olun ve sorunu birlikte çözün Yakada ruj lekesi, cekette saç teli. Aşırı para harcamak ve yeni bir spor araba almak. Bu sıkıntının adı orta yaş krizi ve evliliğinizin devamı için yapacağınız çok şey var. 


ONU CİDDİYE ALIN


Eskiden işinden memnundu ve mutlu gözüküyordu. Fakat birdenbire hayatının ne kadar sıkıcı olduğundan bahsetmeye başladı. Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi, orta yaş sendromuna girmiştir. Ya da şimdiye kadar istediği her şeyi başarmıştır. Uzmanlara göre erkeklerin bu durumlarını ciddiye almak gerekir. Onları dinlemeli ve dertlerini paylaşmak en doğru harekettir. 


İHANET İHTİMALİ


Son zamanlarda onu dışarıda gördüğü her kadına bakarken mi yakalıyorsunuz? Evi yabancı kadınlar mı arıyor? Bu soruların cevabı evet"se o zaman sizi aldatma ihtimali büyük. Uzmanlara göre orta yaşlarını yaşayan erkekler etrafa alıcı gözle bakarlar. 


ARABA TUTKUSU


Eşiniz son zamanlarda kariyeriyle yakından ilgilenmiyor ve parasını istediği gibi harcamaya başladı. Örneğin her zaman hayalini kurduğu spor arabayı almaya karar verdi. Bu kesinlikle bir orta yaş krizidir. Fakat bu sorunun çözümü diğerlerine göre daha kolaydır. 


AYNALARA BAĞLI


Hayatınızdaki erkeğe son günlerde birşey oldu. Artık onu tanıyamıyorsunuz. Görünüşü o kadar değişti ki! Eğer aynanın önünden ayrılmıyor ve kendine sürekli farklı kıyafetler satın alıyorsa bu da orta yaş krizine girdiğinin güçlü bir göstergesidir. Eğer dış görünüşüyle ilgili size de danışıyorsa, kendini iyi hissetmesini sağlayabilirsiniz. Ama eğer size karşı kibirliyse, başka bir kadın olabilir.


İLGİSİZ KALMAYIN


Artık sizinle sürekli birlikte vakit geçirmek istemiyor. Hatta seks hayatınız bile eskisi gibi değil. Onda meydana gelen büyük değişikliklere ilgisiz kalmayın ve sürekli onunla konuşun. Uzmanlar orta yaş krizindeki erkeklerle iletişim kurmanın, evliliği sağlam tutan en büyük faktör olduğunu düşünüyor.

FUT yöntemi ile saç ekimi

Fut Yöntemi İle Saç Ekimi



FUT yöntemi ile saç ekimi 
Foliküler ünite saç Transplantasyonu (FUT)

Foliküler ünite saç nakli nedir?

FUT (Follicular Unit Transplantation), saç adalarının (FU; foliküler ünite) nakil edilmesi işlemini tanımlar. Doğal olarak saç kökleri 1 ile 4 arası saç kılı içeren gruplar halinde bulunur. Bu gruplar sadece mikroskop altında yada FUE saç ekiminde tek tek elde edilebilir. Yani herhangi bir sac ekim merkezi nin FUT yapabilmesi için alınan sac köklerinin mutlaka mikroskop altında ayrıştırılması gerekir.

Mikroskop altında kök ayırma

Saç köklerinin mikroskop altında ayırımı uzun bir deneyim ve beceri gerektirmektedir. Çıplak göz veya büyüteç altında ayırma işleminden farklı olarak sac ekim sonuçlarının doğal olması yanında çöpe giden saç kökü sayısını %1 in altına düşürmektedir. Saç ekimi merkezleri bu donanıma sahip olmak için daha fazla sayıda yetişmiş teknisyene ihtiyaç duymaktadır. Böylece sadece saç ekim için organize çok sayıda hemşire ve teknisyen uzun deneyimler sonucu yetişmektedir. Dünyada saç ekiminde sadece mikroskop kullanan klinikler kabul görmektedir. Mkroskop altında yapılmayan saç ekimleri FUT değil minigraft nakli olarak adlandırılır.

Saç adası (FU; foliküler ünite) nakli nin diğer bir avantajı ise nakil edilecek saç gruplarının çok ince olması ve dolayısı ile içine yerleştirileceği kanalların narin bir şekilde açılmasını sağlayarak çok az doku hasarına sebep olmasıdır. Böylece iyileşme süresi oldukça kısa olacaktır.

FUT sac ekimi ilk defa 1995 yılında Amerikalı cilt hastalıkları uzmanı dr.bernstayn tarafından tarif edilmiş ve yaptığı çalışmalar bu konuda rehber olmuştur. Bu çalışmalar sac adası ekiminin maksimum sıklık yarattığını ve işlem sonrası yara iyileşmesini kolaylaştırdığını anlatmaktadır.

Mini-micrograft ile saç ekiminden sonra follicular unite (FU) en büyük buluş olmuştur. Çünkü mini-micrograft tekniğinde saçlar 1mm, 2mm, 3mm….. gibi farklı çaplarda gruplarla ayrıştırılırdı ve bu grupların bazıları 10 ve daha fazla sac içerirdi. Saç ekimi nden sonra ekili alanlarda çukurlar oluşturup doğal olamayan bir görüntüyle neticelenirdi.

Saç graftleri özel olarak geliştirilmiş mikroskoplar ile ayrıştırıldığında hasarsız, etraftaki saç kökü içermeyen dokunun daha kibarca ayıklanmasına olanak tanır. Böylece tamamen doğal bir saç ekimi ile neticelenir.

Saç nakli için ihtiyaç duyulan saç sayıları

Saç dökülmesinin derecesine göre ilk seans için ihtiyaç duyulan graft sayıları aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Tablo norwood sınıflamasına göre sac dokulmesinin evreleri üzerinden ihtiyaç duyulan graft ve saç teli sayılarının anlaşılmasında yol gösterici bir rehber niteliğindedir. 

 HIDROSEL

Hidrosel terimi Yunanca hydro: su, ve cele: tümör kelimelerinden gelir. Testiste hidrosel, testisi saran kılıfta sıvı toplanmasıyla oluşur. Normal olarak kılıfta sadece testisi kayganlaştıracak kadar sıvı bulunur. Bu miktarın artmasının nedeni, vücudun ya çok fazla sıvı üretmesi veya yeterince sıvıyı emmemesidir.

Belirtiler : Skrotumda yumuşak, genellikle ağrısız şişkinlik.

Hidroseller skrotumda çok görülen kitlelerdendir, tek veya her iki testisde de görülebilir. Her yaşta görülebilirse de yaşlı erkeklerde daha yaygındır.

Teşhis

Hidroseli tümör veya diğer şişliklerden ayrılabilmek için doktor, şiş bölgeyi dikkatle inceler ve büyük ihtimalle skrotuma bir ışık tutar. şişkinlik sebebi hidrosel ise ışığı geçirir. Ağrısız bir ultrasonografi muayenesi de uygulanabilir.

Hidrosel tehlikeli değildir. Skrotumun çok şişmesi nedeniyle fazla rahatsızlık vermiyorsa, tedavi gerektirmez.

Tedavi-Ameliyat

Hidrosel tedavi gerektiriyorsa, ameliyat gereklidir. Sıvı bir iğne ve şırınga ile de çekilebilir (aspire etmek). Bu yöntem çok basittir, ama sıvı yeniden birikeceği için çok ender uygulanır. Ayrıca iğne ile boşaltma, enfeksiyon bulaştırmak tehlikesi nedeniyle risklidir. Aspirasyon sadece, ameliyatın tehlike oluşturduğu hastalara uygulanır.

 INMEMIS TESTIS

Doğumdan önce testisler erkek bebeğin karnında gelişir. Genellikle skrotum içindeki yerlerine doğumdan bir ay önce inerler. Erkek bebeklerin küçük bir yüzdesi bir veya her iki testisi skrotuma inmemiş olarak doğar.

Belirtiler : Skrotum içinde iki yerine tek testis bulunması.

Bu bebeklerin çoğunda testisler, birkaç yıl içinde hiçbir tıbbi müdahale olmaksızın, kendiliklerinden skrotumun içine inerler. Bazı yakalarda ise ilaç veya ameliyat gerekebilir. 5 yaşına kadar inmemiş olan testis ilerideki hayatında kısır hale gelir.

Teşhis için geniş bir çalışma gerektiren, daha az rastlanan bir takım nedenler de olabilir. Bazen her iki tesis de aşağıda olduğu halde biri diğerinden daha küçüktür.

Teşhis

Doktor, skrotumu muayene ederek, testisin eksikliğini veya iyi gelişmemiş olduğunu anlayabilir. Durumu düzeltmek için gerekenleri yapmadan önce başka testler de gerekebilir.

Bir testisin eksikliği önemli değildir. Bebeklerde veya küçük çocuklarda sorun ya kendi kendine düzelir ya da tıbbi müdahale ile çözülür. Ancak 5 yaşından sonra bu durum kısırlığa yol açabilir. İnmemiş bir testis, kendisi de inse, ameliyatla da düzeltilmiş olsa, normal bir testise kıyasla kanser olmaya daha yatkındır.

İlaç Tedavisi

İnmemiş bir testisi skrotum içine indirebilmek için çoğunlukla hormon verilir.

Ameliyat

Hayatın başlangıcında inmemiş ve hormonlara da cevap vermeyen testisler, gelecekte kısırlık sorunuyla karşılaşmamak ve testis kanserine yatkınlığı azaltmak için ameliyat edilirler. Bunun için en uygun zaman 1-1.5 yaştır.

ORSIT

Orşit, testislerin iltihaplanmasıdır. Orşitin en çok görülen sebebi muhtemelen kabakulaktır. Ancak, prostat veya epididim enfeksiyonlarına da bağlı olabilir. Orşit pek sık görülmeyen birçok hastalığın yan etkileri arasında olabilir.

Belirtiler

- Skrotumda ağrı;

- Genellikle skrotumun sadece tek tarafında şişlik;

- Skrotumda bir ağırlık hissi.

Teşhis

Doktor skrotumdaki şişliği dikkatle inceleyecektir, çünkü orşitin semptomları, epididimit ve testisleri etkileyen başka şartlarda ortaya çıkan belirtilenle karıştırabilir. Doktor idrar testi ve başka testler de yaparak orşite bağlı olabilecek diğer enfeksiyonları araştırır.

Orşit testislerin birine veya her ikisine zarar vererek kısırlığa ve organların küçülmesine neden olabilir.

İlaç Tedavisi

Bakteri enfeksiyonları ile birlikte ortaya çıkan orşit, genellikle antibiyotiklerle tedavi edilir. Ancak kabakulak gibi viral (virüslerin neden olduğu) enfeksiyonlarla birlikte olduğu zaman, istirahat etmek ve ağrı kesici ilaçlar almak gibi geleneksel yollar izlenir.

 Penis Eğrilmesi

Penis Eğriliği



Peyronie hastalığı da denilen (durumu ilk tanımlayan Fransız doktorun adı verilmiştir) penis eğrilmesi çoğunlukla 40-60 yaşındaki erkeklerde görülür. Penisin içinde, boyunca uzanan ve ereksiyon sırasında kanla dolan silindir biçimindeki cisimlerin çevresinde bir yara izi (nedbe dokusu veya sert bir tabaka) oluşmuştur. Penisin eğrilmesine neden olan bu dokunun oluşma sebebi bilinmemektedir.

Belirtiler : Ereksiyon sırasında peniste meydana gelen ağrılı (bazen) bükülme cinsel ilişkiyi zorlaştırır veya olanaksız hale getirir.

Teşhis

Penis eğrilmesi durumunda, olaya neden olan iz dokunulduğu zaman, cildin üstünden bir kabartı şeklinde hissedilebilir.

Belirtiler genellikle hafiftir ve çoğunlukla zaman içinde daha kötüye gitmez. Birçok yakada hastalık kendi kendine geçer. Ancak bu yıllar alabilir. çok çeşitli tedavi şekilleri denenmiş ise de, gerçek bir başarı elde edilememiştir. En iyisi bir süre kendi kendisine geçmesini beklemektir. Geçmez ise bir üroloğa danışmak gerekir.

 Penis Kanseri

Penis kanseri çok enderdir. Genellikle sünnet olmamış ve sünnet derisinin altındaki bölgeyi temiz tutmayan erkeklerde görülür. Ilk safhalarda, genellikle penis ucuna yakın ağrısız küçük oluşumlar ortaya çıkar. Ameliyatla çıkarılıp incelenmeden, bunları alelade zararsız penis siğillerinden ayırmak olanaksızdır. Hapis oluşum geliştikçe ağrı ve kanama olabilir.

Belirtiler

- Penisin genellikle ucunda, sivilce gibi ağrısız bir yara;

- Peniste başka tip ağrısız sivilce veya siğiller.

Teşhis

Penisteki herhangi bir oluşum üroloğa görünmek için yeterli bir nedendir. Doktor muayenede kitlenin çıkarılarak incelenmesi sonucunda kitlenin habis olup olmadığına karar verir. Habis olduğu ortaya çıkarsa, vücudun başka yerlerine dağılıp dağılmadığını anlamak üzere birtakım başka testler yapılarak yayılmayı kontrol altına alabilmek için gerekli en iyi tedaviye karar verilir.

Bütün diğer kanserler gibi penis kanseri de hayatı tehdit edebilir. Ne kadar erken teşhis ve tedavi olursa, iyileşme şansı o kadar yüksektir.

Tedavi - Ameliyat

Habis oluşumla birlikte, penisin küçük bir kısmının da çıkarılması gerekebilir. Penisin büyük bir bölümü çıkarılsa da, cinsel aktivite ve idrar yapmak için yetecek kadarı bırakılabilir.

Diğer Tedaviler

Hastalığın vücudun diğer taraflarına da dağılmasını engellemek veya dağılmayı kontrol altında tutmak için, radyoterapi veya kemoterapi kullanılabilir.

Penis küçüklüğü

Penis Boyutu Ne Olmalı



Penis Küçüklüğü 


Aileler için çocuklarının cinsiyeti kadar, cinsiyetlerine uygun fonksiyonlara sahip olması da önemlidir. Hem cinsel fonksiyon hem de üreme için cinsel organların yeterli olması yanında cinsiyet hormonlarının da normal olması gereklidir. Bu hormonlar gebeliğin ilk haftalarından başlayarak cinsel farklılaşmayı ve cinsel organların yeterli olmasını sağlarlar. Erkek çocukların cinsel organlarına daha çok dikkat gösterilir, çünkü hep göz önündedirler. Penis büyüklüğü çoğu zaman ?muzır? bir merak konusu olsa da ?küçük penis? her zaman ailelerde endişe uyandırır. Penis küçüklüğü hem ileride yol açabileceği sorunlar hem de bazı önemli tıbbi sorunların göstergesi olabileceği için dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu yazıda soru ve cevaplarla penis küçüklüğü üzerinde durulacaktır


Çocuklarda penis gelişimi nasıl olmaktadır? 
Penis dış genital yapıların farklılaşmasına paralel olarak gebeliğin 8-16 haftaları arasında gelişmektedir. Penis gelişmesinde testesteron ve dihidrotestesteron isimli iki erkeklik hormonunun rolü vardır. Bu iki hormon gebeliğin son üç ayından bebekliğin ilk altı ayına kadar penis büyümesini sağlarlar. Bu nedenle penisin normal büyüklüğe erişmesi için anne karnında bebeğin salgıladığı hormonların yeterli olması gereklidir. Genel olarak 6. ay ile ergenliğin başlangıcı arasında penis büyümesi yavaştır ve ergenlikle birlikte artan erkeklik hormonlarının etkisiyle erişkin boyutlarına erişir. Penis büyümesi için hormonlar kadar bu hormonlara cevap veren dokuların da normal olmasına ihtiyacı vardır. Erkeklik hormonları penis büyümesi yanında cinsel istek (libido) ve penisin dikleşmesi (ereksiyon) için de gereklidir.


Penis küçüklüğü nasıl anlaşılır? 
Penis boyu gerdirilmek suretiyle ve kökü ile ucu arasındaki mesafe ölçülerek değerlendirilir. Bazen penis genital bölgedeki yağ dokusu içine ?gömülü?dür. Bu durumda penis uzunluğunun daha dikkatli değerlendirilmesi gereklidir. Yenidoğan bir bebekte penis boyu 1.9 cm?den küçükse önemli bir sorun var demektir ve mutlaka ileri inceleme yapılmasına ihtiyaç vardır. Değişik yaşlardaki ortalama ve en küçük penis boyları aşağıdaki tabloda verilmiştir. Bir çocuğun penis boyu kendi yaşına uyan en küçük penis boyundan kısa ise penis küçüklüğü var demektir.

Anne ve babalar yenidoğan döneminden itibaren bebeklerin genital yapılarıyla ilgilenmelidirler. Aile bebeğinin penisinin küçük olduğunu düşünüyorsa mutlaka çocuk endokrinolojisi bulunan bir merkeze götürmelidir.

Penis küçüklüğünün nedenleri nelerdir ve bu çocuklara nasıl yaklaşılmalıdır ? 
Penis küçüklüğü ya tek başına ya da dış genital yapılarda genel bir bozukluk ile birlikte meydana gelir. Her iki durumda cinsel gelişmeyi sağlayan hormonlarda veya penisi meydana getiren dokularda bir yetersizlik söz konusudur. Penis küçüklüğü ile birlikte testislerin yerinde olmaması anne karnında bebeğe ait hormonlarda bir yetersizlik olduğunu akla getirmelidir. Penis küçüklüğü ile birlikte bebeğin cinsel görünümünün belirsiz olması acil değerlendirmeyi gerektiren bir sorundur. Penis küçüklüğü bazı sendromların veya büyüme hormonu eksikliğinin bir sonucu da olabilir. Penis küçüklüğü vakalarının bir kısmında ise bir neden bulunamamaktadır.

Penis küçüklüğü olan çocuklarda en önemli konu penis boyunun erişkin yaşta cinsel ilişki için yeterli olup olmayacağıdır. Bu nedenle yenidoğan döneminden itibaren hem testislerinin fonksiyonunun hem de penis dokusunun hormonlara cevabının ne durumda olduğunu göstermek için bir dizi inceleme yapılmalıdır. Penisi çok küçük ve erkeklik hormonuna cevap vermeyen çocukların cinsel kimliklerinin yeniden değerlendirilmesi gereklidir. Düşük doz erkeklik hormonu ile penis büyümesi sağlanan ve başka sorunu olmayan çocukları ergenlik dönemi sonuna kadar izlemek ve nedene göre tedavi planlamak gereklidir. Hem tanı hem de tedavi ile ilgili girişimlerinin çocuk endokrinolojisi ünitelerinde yapılmasına özen gösterilmelidir.

PRIAPIZM (PENISIN VAKITSIZ SERTLESMESI)

Bu çok ender rastlanan durum, bir cins omurilik rahatsızlığı, lösemi veya üretra iltihaplanması sonucunda ortaya çıkar. Bu cinsel uyarı olmadan meydana gelen, uzanan ve çoğunlukla acılı bir ereksiyondur (sertleşme).

Priapizm te penis sapı sertleştiği halde, penis ucu (glans) yumuşaktır. Normal bir ereksiyon halinde olduğu gibi penis kanla dolar, fakat kan cinsel aktivite bittikten veya uyarı geçtikten sonra olduğu gibi geri boşalmaz. "Priapizm" ismi, klasik mitolojide bereket tanrısı olan Priapus un Latince adından türetilmiştir.

Geçmeden ağrılı bir ereksiyon (sertleşme) durumunda doktora gitmek gereklidir. Penisin normal ereksiyon yeteneğinin korunabilmesi için, çabuk müdahale şarttır.

Doktor penisi inceleyerek priapizm in nedenini araştıracaktır.

PROSTATIT

Prostat Nedir



Prostatit; prostat iltihabına verilen genel isimdir.

Akut Bakteriyel Prostatit

Genellikle prostat absesi ile birlikte bulunur. Gram negatif adı verilen bakteri grubu tarafından meydana getirilirler. En sık neden olan bakteriler: E. coli, proteus ve klepsielladır. Bazen stafilokok ve enterokok gibi gram pozitif bakteriler de neden olabilir.

Titremelerle yükselen ateş, idrar yollarına ait şikayetler, ve penis ile makat arasında ağrı ile kendini gösterir. İdrar yapamama, eklem ağrıları ve kas ağrısı da eşlik edebilir. Bazen absenin kendiliğinden boşalması sonucu penisin ucundan akıntı gelir.

Tedavide genelde ikili antibiyotik enjeksiyonu tercih edilir. İdrar tutulumu varsa penisin hemen üzerinden enjektör ile idrar dışarı alınır. Abse varsa boşaltılır.

Kronik Bakteriyel Prostatit

Yine yukarıda adı geçen bakteriler neden olur. Prostat masajı ile alınan örnekte bakteri üretilebilir. Muayene sırasında ağrı meydana gelmez. Ateş gibi akut enfeksiyon bulguları yoktur.

Tedavide esas; prostat sıvısına en fazla geçen antibiyotiklerle uzun süreli tedavi uygulamaktır (3 ay kadar). Tedavide trimetoprim-sulfametoksazol, sadece trimetoprim, indanil karbenisilin, doksisiklin ve eritromisin kullanılabilir.

Kronik bakteriyel prostatit ile sıklıkla karışan durum, kronik abakteriyel prostatittir. Bu hastalıkta klamidya, mikoplazma, üreaplazma gibi mikroorganizmaların etken olduğu düşünülmektedir.

SAÇ DÖKÜLMESİNİN SEBEPLERİ

Olağan Saç Dökülmesi: 
Genellikle geri dönüşümlü olan bu saç dökülmesi yeni doğan ‘ bebeklerde görülen ani saç dökülmesi yada kadınlarda doğum sonrası görülen yaygın saç dökülmesini tanımlar. Ömrünü tamamlamış saç kendiliğinden veya dış etkilerle (tarama, şampuanla yıkama, fırçalama, saça şekil verme çalışmaları) dökülür. Bunun yerine yeni saç çıkar. Günde ortalama 100 adet saç dökülür.

Anagen Effluvium : 
Radyasyona veya bazı kimyasal maddelere maruz kalındıktan sonra görülen ani saç kaybıdır. Bu tip saç dökülmesi en çok kanser nedeniyle kemoterapi ve radyoterapi uygulanan hastalarda görülür. lşleme maruz kalınmasını takiben 1-3 hafta içinde ani saç kaybı meydana gelir. Kemoterapiye bağlı saç dökülmeleri genellikle geri dönüşümlü iken radyoterapinin neden olduğu dökülmelerde geri dönüş imkansız gibidir.

Telogen Effluvium : 
Sağlıklı bir kişide saçların %85-90’ı anagen fazda iken %10-15’i dinlenme fazındadır (telogen faz). Yani saçlarımızın bir kısmı dökülürken bir kısmı yenilenir. Bu olağan saç siklusu esnasında günde ortalama 50-1 00 saç teli normal olarak dökülür. Bazen dış etkenlere bağlı olarak dinlenme fazına giren saç oranı artar. Böylece telogen effluvium olarak adlandırılan ve uzun bir süre boyunca saçın yaygın bir şekilde incelip döküldüğü dönem başlar. Telogen effluviumun nedenleri kısaca şu şekilde sınıflandırılabilir: 


a) Tiroid anormallikleri: Hipo veya hipertroidizm 
b) Proteinden yoksun ağır diyetler
c) Fiziksel veya duygusal stres 
d) Geçirilen büyük ameliyatlar
e) Demir eksikliği anemisi 
f) Menapoz
g) Bazı ilaçlar: Heparin, beta blokerlar, vitamin A, warfarin, doğum kontrol hapları.... 

Bazı araştırmalar ise saç siklusunun farklı fazlarında gelişen değişiklikler temelinde tanımlama yapmıştır. 


1. Erken anajen terk. Normal anajen faz 2.7 yıl sürer. Bu tip saç dökülmelerinde ise saç folikülleri bu süreyi doldurmadan telojen faza girer. İlaç alımında, yüksek ateş esnasında oluşan saç dökülmeleri bu tiptir. 
2. Gecikmiş anajen terk. Burada anajen faz uzun sürer. Normalde belli bir sayıda saç folikülü anajen fazdan telojen faza geçmesi gerekiyorken, bu işlem gerçekleşmez ve neden ortadan kalkınca normalden çok fazla saç kökü telojene geçer (Birikmiş anajen fazdaki saç folikülü nedeniyle) ve bir anda çok miktarda saç dökülür. Gebelik sonrası saç dökülmesi bu tiptir. 
3. Kısa anajen. Bazı vakalarda anajen faz kısa sürer bu da anajen/telojen oranını yükseltir. Bir anda dökülen saç sayısı artar. 
4. Erken telojen terk. 
5. Gecikmiş telojen terk. Mevsimsel saç dökülmesi bu yolla olmaktadır. 

Telojen effluvium daha sıklıkla kadınlarda görülür. Akut telojen effluvium 2-6 ay sürer ve tam iyileşir. 

Trikotillomani (Saç yolma takıntısı): 
Psikolojik kökenli olan bu rahatsızlıkta kişi kendi saçını yolma eğilimindedir. Tipik olarak saç yamalar halinde görünmektedir. Kalıcı saçsız alanlara neden olan bu durumda mutlaka psikoterapiye ihtiyaç vardır. Aksi taktirde saç ekimi sonuç vermez.

Traksiyon Alopesisi: 
Saçın sıkı şekilde geriye doğru bağlanması sonucunda kıl foliküllerinde oluşan hasara bağlı olarak ortaya çıkan kalıcı saç dökülmesidir. 

Alopesi Areata: 
Nedeni tam bilinmemekle birlikte otoimmün kökenli (vücudun savunma sistemi hastalığı) olduğu düşünülen bir rahatsızlıktır. Saçlı derınin herhangi bir bölümünde dairesel alanlar halinde saç dökülmeleri meydana gelir.Halk dilinde saç kıran olarak adlandırılır. Bazen de bütün kafa derisindeki saçın, hatta bütün vücuttaki kılların kaybıyla seyreder. Bunların dışında yara dokusu oluşturmayan, geri dönüşümlü, ve yaş, cinsiyet ve ırk tercihi olmayan bir hastalık olarak tanımlanır. Çocuk ve erişkin her yaşta görülebilir.

Diffüz alopesi : 
Diffüz alopesi, bütün kafa derisi üzerinde yayılan jeneralize veya global saç dökülmesidir. Ciddi boyutlarda saç kaybı olana kadar genellikle farkedilmez. Diffüz alopesinin gidişatı değişkendir ve nedene bağlı olarak devamlı veya dönem dönem artan şekilde olmaktadır.

Sikatrisiyel alopesi : 
Sikatsiriyel alopesi saç foliküllerinin kalıcı yıkımından ve fibrozisinden (yara dokusu oluşumu) kaynaklanmaktadır. Genellikle dairesel şekilde oluşurken, yaygın bir şekilde de olabilir. 

Herediter ve konjenital alopesi : 
Bu tip saç dökülmeleri çeşitli kalıtımsal hastalıklardan veya gebelik ve doğuma bağlı hastalık veya komplikasyonlardan kaynaklanmaktadır. saç dökülmesinin genetik nedenlerini, genetik yatkınlık zemininde başka nedenlerin eklenmesiyle oluşan bir durum mu yoksa tamamen genetik dışı başka nedenlerle mi geliştiği konusu son derece önemlidir. Zira tamamen genetik nedenli bir saç dökülmesinin tedavisi farklı olacak, salgı sistemine bağlı bir nedenle oluşan saç dökülmesi tedavisi farklı olacaktır. Anemiye veya salgı sistemine bağlı bir hastalığa veya ağır geçirilmiş ateşli hastalığa bağlı saç dökülmesinin tedavi yaklaşımı ayrı ayrı olacaktır. Androgenetik Alopesi (erkeksi saç dökülmesi) cinsiyetten etkilenen Otosomal dominant bir durumdur. Erkekler hastalık genini sadece tek ebeveynlerinden de alsalar hastalığı gösterirler, ancak kadınlar androjen hormonları erkeklerden daha az olduğundan heterozigot durumunda hastalığı göstermezler. Kadınlar ancak homozigot olurlarsa (her iki ebeveynden de geni alırlarsa) hastalığı gösterirler. 

Androjenik Saç Dökülmesi: 
Androgenetik alopesi erkeklik hormonuna bağlı genetik saç dökülmesi olarak ta adlandırılmaktadır. Bu sex hormonuna bağlı genetik durum sadece erkeklerin değil kadınlarında en sık saç dökülmesi nedenleri arasındadır.Onlu yaşların ortalarından itibaren, testesteronun DHT’a dönüşümü ile başlar. Miniatürizasyon ile başlayan süreç saç foliküllerinin dökülmesi ve kellikle sonuçlanır. Androgenetik saç dökülmesi genetik olarak meyilli saç folikülleri üzerinde sex hormon etkileri sonucu meydana gelir.

Saç dökülmesi birbirinden bağımsız 3 ayrı etki ile oluşur. Aşağıda bu etkileri ayrı ayrı inceleyeceğiz.


Genler: 
Spesifik genlerin varlığı olmadan yaygın kellik gerçekleşmez.Bu genler anne ya da babadan geçebilir.

Hormonlar: 
Tüm normal erkek ve kadınlar erkeklik hormonu üretirler.Bunlar daha sık olarak Testesteron, androstenodione ve Dihidrostestesterondur. Erkeklerde testis ve adrenaller, kadınlar da over ve adrenal gland tarafından üretilir. Bu hormonlar her iki seks içinde önemli olup, farklı konsantrasyonda bulunur. Erkeklerde daha dominant bir role sahip olup cinsiyet farklılaşmasından sorumludur.Testesteron 5-alfa-redüktaz isimli enzim aracılığı ile Dihidrotestesterona(DHT) dönüştürülür. DHT, genetik olarak yatkın kişilerde belli bir zaman sonra androgenetik saç dökülmesinin kadın veya erkek paterninin oluşumundan sorumludur.İşte kafamızın arka ve yan bölümlerinde yerleşmiş olan saç köklerimizin bu hormondan etkilenen reseptörleri (algılayıcıları) içermemesi estetik cerrahi saç ekiminin gelişmesinin temelini oluşturmaktadır. Genetik olarak saç azalmasına meyilli insanlar için saç ekimi sevindirici bir durum oluşturur. 

Yaş: 
Saç dökülmesinin kesin bir başlama yaşı yoktur. Bu basit, fakat göz ardı edilmemesi gereken bir süreçtir. Yavaş yada hızlı olabilir. Onlu yaşlarda başlayabildiği gibi hayatın sonunda da başlayabilir. Belli bir hızla ilerleyebilen ya da bir miktar stabilize olup tekrar hızlanabilen dinamik bir süreçtir. Görüldüğü gibi genler ve hormonlar tek başına yeterli değildir.

Yaşlanan organizmanın dayanıklılığı azalır. Saç da bir organizma parçası olduğundan, geçen yıllar saçların da dayanıklılıgını azaltır. Genetik olarak yatkınlığı olan kişilerde geçen zaman içerisinde saç dökülmesi oranı artar.

Kelleşme ile erkeklik hormonu arasında bir ilişki vardır. Androgen hormonu erkeklik hormonudur. Bir androgen hormonu olan testeron Alfa-5 redüktaz isimli enzim tarafından dihidrotestosterona (DHT) dönüştürülür. DHT de saç kökleri üzerindeki reseptörlere baglanarak etkisini gösterir. Alfa-5 redüktaz enzim eksikliği olan erkeklerde saç dökülmesi oluşmaz. DHT genetik olarak yatkınlığı olan kişilerde anagen faz süresini kısaltır. Bu durum her saç yaşam döngüsünde anajen fazın daha da kısalmasına yol açar. Bu saçın maulaşabileceği maksimum saç uzunluğunun azalması ve saçların genel görünümünde anagen fazında olan saçların göreceli olarak azalması demektir. 

Katajen ve telojen faz (ara faz ve dinlenme fazı) saçın dökülmesi ile sonlanır. Bu fazlarda süre olarak değişiklik olmaz. Ancak anajen faz kısaldığında herhangi bir anda tüm saç kütlelerindeki oranlar göreceli olarak artmış olur. Bu da orantısal olarak daha fazla saçın dökülmesi demektir. 

Anajen fazda normalde iki tip saç üretilir: 1. Terminal(kalın ve renkli)saçlar 2. Vellus (ince ve renksiz) saçlar. Bilindiği gibi vellus saçlar daha çabuk dökülen saçlardır. Yine Androgenetik Alopesi kişilerde hormonların ve genlerin etkisiyle terminal saç köklerinde gittikçe hızlanan bir biçimde küçülme (minyatürizasyon) oluşur. Bunun sonucu terminal saçlar vellus saçlara benzemeye başlar. Minyatürize olmuş köklerde zayıf, ince ve renksiz (vellus) saçlar üremeye başlar. Küçülmeye devam eden kökler bir süre sonra mikroskopla incelendiğinde hücre kılıfının bir kalıntısı haline döndüğü görülür ve saç kökü böylelikle yok olur. 
Hem erkekler hem de kadınlar androjen hormonu taşırlar. Herkeste bu hormonlar olduğuna göre niçin herkesin saçının dökülmediği sorulabilir. Burada genetik taşıyıcılık olması yanında aşağıda belirtilen hususlar da önemlidir: 

1. Androgenetik Alopesi olanların saçındaki androjen reseptörlerinin sayısı fazladır. Hormon normal düzeyde olsa onu bağlayan reseptör çok olduğundan hormonun saç üzerine etkisi çok olmaktadır. 

2. Androgenetik Alopesili kişilerin reseptörleri daha hasastır. 

3. Androgenetik Alopesili vakalarının Alfa-5 redüktaz enzimi aktivitesi daha fazladır.

Stres ve Saç Dökülmesi : 
Deri hastalıkları ile stres ve ruhsal olaylar arsındaki ilişki öteden beri bilinir. Kişi psikolojik sıkıntılarını kişisel yada ailsel sorunlarını bir dermatolojik problem halinde yansıtabilmektedir. Ayrıca kendiliğinden oluşmuş bir deri problemi (saç dökülmesi) kişide vücut imajını zedeleyecek bireysel, psikolojik bozukluklara ve hatta psikososyal olumsuzluklara yol açabilmektedir. Kısaca anlatılmak istenirse, saç dökülmesi ve stres arasında iki çeşit ilişki söz konusudur: 

1. Birinci ilişki nörotik bir ruhsal yapının desteklediği görünürde organik bir neden olmaksızın, stresin körüklediği saç dökülmeleri oluşabilir. 

2. İkinci ilişki ise saç dökülmesi sonucu oluşan görünüme karşı kişinin geliştirdiği psikolojik reaksiyonlardır. 

Stres zemininde gelişen saç dökülmelerine ilişkin çeşitli önlemler çok eski tarihe dayanır. Tıp literatürü ani, ciddi stres sonucu ortaya çıkan dramatik saç kayıpları örnekleri ile doludur. Sevilen birinin ölümü, sevgiliden ayrılık, iş kaybı,? gibi akut, ciddi stres halleri çarpıcı, hızlı, şiddetli saç dökülmelerine yol açabilir ve bu duruma stresle tetiklenen telojen effluvium denir. 

Kronik, sinsi, yavaş gidişli saç dökülmelerinde, dış etkilerin yanında psikonevrozlar ve kronik anksiyete de etkilidir. Burada saç köklerinin anajen evreden telojen evreye prematür presipitasyonu yoluyla strese yanıt oluştuğu düşünülmektedir. 

Alopesi areata (Saç Kıran): Madeni para büyüklüğünde, yani 2-2,5 cm çapında dairesel ? oluşan saç dökülmesidir. Her iki cinste oluşabilir. Çoğu vaka kendiliğinden geçer. Bu hastalığın ortaya çıkışında psikososyal streslerin etkili olduğu gösterilmiştir. Özellikle çocuk hastalarda yapılan incelemeler saç dökülmesi öncesi dönemde çocukların negatif yaşam olaylarıyla karşı karşıya kaldıkları tespit edilmiştir. 

Psikolojik stres sonrası olan saç dökülmelerinin altında yatan esas olay psiko-nöroendokrin sistem ile immun sistem arasındaki karmaşık etkileşmedir. Yani immun sistem psikolojik olayların etkisiyle harekete geçer ve sonuçta saç dökülmesi meydana gelir. 

Stres ile saç dökülmesi arasındaki ikinci ilişki saç dökülmesinin yarattığı psikolojik sorunlar (stres)dır. 

Saçı dökülen insanlarda yapılan çeşitli psikolojik ölçümler benlik duygusu, vücut imajı, öz saygı, kendine güven gibi duyguları etkilediği ortaya çıkmıştır. 

Saç dökülmesi yaşayan kadın ve erkeklerde yapılan çalışmalarda erkeklerde saç kaybının artmasıyla depresyon, içe dönüklük, aşırı sinirlilik, özbenlik duygusunda azalma gibi olumsuz sonuçlar çıkarken, kadınların da günlük yaşamlarını negatif etkilediği ve sosyal problemler yaşadıkları görülmüştür. Erkeklerin aktif olarak bu durumla başa çıkabildikleri ancak kadınlarda saça cinsel kimlik, seksüalite, çekicilik gibi kültürel ve kişisel özel anlamlar verildiğinden başa çıkmaları daha zor olmaktadır. Bu tip kişiler toplum içersinde daha gergin, utangaç davranmakta, boyunlarını daha dik tutmakta (boyun ağrısına yol açan), sık sık saçını yıkamak, kurutmak gibi yöntemlere başvurmaktadırlar. Sonuç olarak stresli, gergin, psikolojik problemleri olan bireyler olmaktadırlar. Tedavi konseptinde bu durum dikkate alınmalıdır. Tedavide bilgilendirme, empatik dinleme ve davranışları iyileştirme gibi psikosoyal destek gerekirse ilaç tedavisi uygulanabilir.

Kozmetik Uygulamaların Ortaya Çıkardığı Saç Problemleri : 
Uzun yıllardır temel amaç olarak saçı düzenli tutmak ve görünümünü güzelleştirmek için değişik yöntemler uygulanagelmektedir. Bunlar kimyasal maddeler, kozmetik ürünler vs. dir. Ancak bu maddeler ve yöntemler saç ve saçlı deri için fiziksel bir travma nedeni olur ve bazen istenilmeyen yada kalıcı olabilen değişikliğe yol açar. Uygulamaların yalnış yapılması, kimyasal maddelerin içindeki etken maddeler ve uygulama yapılan saçın kalitesi bu olumsuz değişmelere katkıda bulunur. 

Yapılan kozmetik uygulamalar: 

1. Saçı temizlemek için kullanılan şampuanlar: Piyasada var olan bir çok şampuan türü farklı şekillerde formüle edilir ve ticari olarak normal, kuru, yağlı, harap olmuş saçlar ve boyalı saçlar için formüle edilmiş olarak satılırlar. Yağlı saçlar için kullanılan şampuanlar eğer günlük olarak kullanılırsa saçta kurumaya yol açarlar. Yine şampuanlar içindeki maddelere karşı irriten veya allerjik dermatitlerin gelişmesi mümkündür. 

2. Saç Boyaları: Tedrici renklendirme yapan saç boyalarının kontak dermatit yapma özelliği azdır ancak sert, kırılgan, cansız saça neden olduklarından zararlı olabilirler. Ayrıca saçta kalan metal artıkları kalıcı boya ve perma solüsyonunun uygulamasını zorlaştırır. Böyle bir uygulamada yapılırsa saçın kırılmasına neden olur. 
Yarı kalıcı boyaların saç şaftında oluşturdukları hasar azdır ancak içerdikleri boya nedeniyle kontak allerjik dermatit yapabilirler. 
Kalıcı boya uygulamalrı iki türlü olabilir. Daha koyu bir renk isteniyorsa tek bir işlem yapılır. Ancak daha açık renge boyama isteniyorsa iki aşamalı bir süreç yaşanır. Önce mevcut saçın soldurulması gereklidir. Soldurma işlemi için hidrojen peroksit yada amonyak kullanılır. Bu esnada saç kırılgan, kırışmaya müsait ve cansız bir görünüm alır. Saç şaftına oldukça zarar veren bu işlem sonucunda saç gövdesinden %?.3 oranında ağırlık kaybı olur ve böylece saç zayıflar ve kırılabilir hale gelir. 

Saçı şekillendirmek için, saçın taranması, fırçalanması, jel, sprey, köpük sürülmesi gibi işlemler yapılmaktadır. Saçın arka bölgeye sıkı bir şekilde toplanması yada kıvırarak saçın düzleştirme çabası ile sıkça taranması travmatik alopesi denen bir durumu ortaya çıkarabilir. 

Yuvarlak fırça alopesisi bu tür fırçaların sık ver sert biçimde uygulanması ile ortaya çıkar. Burada mevcut bir anomali sonucu zaten kırılgan olan bir saçta kuvvetlı fırçalamalar saça zarar vererek fırça alopesisini oluştururlar. 

Masaj alopesisi: Saçlı deriye ilaçların masaj yoluyla uygulanması sonucu oluşur. 

Saçı şekillendiren sprey, jel, parlatıcı gibi maddelerin aşırı kullanımı saç şaftında şişliklere yol açan ve boncuk saç diye tanımlanan bır durum yaratabilir. 

Travmayla birleşince kuru, cansız ve kırılmaya müsait saçlar oluşabilmektedir. Burada özellikle polyvinylpyrrolidone, vinil asetat ve sertleştirici polymerler suçlanmaktadırlar. 

Tedavisi: 

1. Uygun bir şampuan önerilir. Kimyasal işleme tabi olmuş saç kuru, statik elektriklenmeye daha müsaittir. Sağlıklı, düzgün görünen bir saçta nem, nemi tutan ve saçın temel yapısını oluşturan protein en üst düzeydedir be bu özellik saçın mekanik travmaya karşı koymasını sağlar. Bu tarz kimyasal travmaya uğramış saçlarda dimethicone içeren şampuanlar kullanılmalıdır. 

2. Fizik yada kimyasal zarar görmüş saç süratle bu etkilerden uzaklaştırılmalı, kalıcı perma, fırçalama, tarama gibi işlemler en aza indirilmelidir. Sıkı saç tokaları ve bantları kullanılmamalı. Bigudi ve benzer şeylerle yatmamalı, saçlar taranırken künt uçlu ve çok sert olmayan fırçalar kullanılmamalıdır. Saçlar mümkün olduğunca kısa ve düz tutulmalıdır. 



İlaçlara Bağlı Saç Dökülmeleri : 
Pek çok ilaç saç büyümesi üzerine baskılayıcı tarzda etki yapabilir. Saç folikülleri yüksek oranda kan alan bölgelerdir. Vücuda giren herhangi bir ilaç kan yoluyla saç köküne gelir. Eğer ilaç uzun süre alınır ve yoğun bir biçimde saç köküne gelirse tüm saçlar dökülebilir(diffuz alopesi). 

1. Kanser ilaçları, 

2. Yanlışlıkla yada intihar amacıyla alınan talyum, 

3. A vitamini fazla alınımı, 

4. Sentetik ağızdan alınan retinoidler, 

5. Heparin, 

6. Flucunazole, 

7. Doğum kontrol hapları 

en sık saç dökülmesi yapan ilaçlardır. 


A. Androjenler 

1. Danozol 

B. Antifungaller 

1. Flukonazol 

2. Itrakonazol 

C. Antihipertansifler 

1. ACE inhibitörleri 

2. potasyum tiosiyanad 

D. Antiinflamatuarlar 

1. Proksikam 

2. tenoksikam 

3. ibuprofen 

4. naproksen 

E. Antikoagülanlar 

1. Kumarin 

2. heparin 

3. heparinoidler 

F. Antikolesterolemikler 

1. Klobifrat 

2. gemfibrozil 

G. Antikonvülzanlar 

1. Dilantin 

2. karbamezapin 

3. valporik asit 

4. trimetadion 

H. Antineoplazikler 

1. Altretamin 

2. amsakrin 

3. bleomisin 

4. karboplatin 

5. siklofosfamid 

6. sisplatin 

7. sitoksan 

8. sitarabin 

9. daktinomisin 

10. daunorubisin 

11. dakarbazin 

12. doksetaksel 

13. etoposid 

14. gemsitabin 

15. gahapentin 

I. Antitrioid ajanlar 

1. Tiourasil 

2. karbimazol 

3. tiosiyanat 

4. iodin 

J. Antülserler 

1. Simetidin 

2. ranitidin 

3. famodin 

4. omeprazol 

K. Antiviraller 

1. Lamivudin 

2. zidovudin 

L. ß-blokerler 

1. Propranolol 

2. atenolol 

3. metapronol 

4. limolol 

M. Psikotroplar 

1. Amfetamin 

2. antidepresanlar 

3. diksirazin 

4. lityum 

5. tranilsiprimin 

6. flurobutirofenon 

N. Retinoidler 

1. İzotretionin 

2. etretinat 

3. asitretin 

O. Diğer 

1. Talyum 

2. bizmut 

3. boratlar 

4. bromokriptin 

5. gentamisin 

6. kolşisin 

7. levo dopa 

8. minoksidil 

9. iv immünglobulin 

10. oral kontraseptifler 

.Diffüz alopesi yapan ilaçlar 

İlaçlara bağlı saç dökülmeleri genellikle geri dönüşümlüdür

 SIGILLER (PENISTE)

Penis üzerindeki siğiller vücudun diğer yerlerindeki siğillere benzer. Bütün siğiller gibi penisteki siğillere de virüsler neden olur. Bu da siğillerin bulaşıcı olduğu anlamına gelir. Cinsel bölgedeki siğiller, cinsel aktivite sırasında, eşe bulaşabilir veya ondan alınabilir. Penisinde siğil olan hastanın eşi de kendisiyle birlikte tedavi olmalıdır.

Belirtiler : Penisin başı veya sapı üzerinde siğiller.

Teşhis

Peniste siğiller görünüşlerinden teşhis edilirler. Bazen penis üzerindeki bir oluşum siğil gibi görünse de, aslında cinsel ilişkiyle bulaşan bir hastalığın veya habis bir tümörün belirtisi olabilir. Doktor bu farklı sebeplerden birinden şüpheleniyorsa, teşhis koyabilmek ve gerekli tedaviyi planlayabilmek için testler yapar.

Penis siğilleri zararsızdır. Ancak, tedavi edilmezse, eşe bulaşabilir ve penis üzerinde de çoğalabilir.

İlaç Tedavisi

Doktorunuz siğilleri yok etmek için sürülecek bir karışım reçetesi yazar. (Eczanelerde reçetesiz satılan siğil ilaçlarından alarak kendiniz sürmeye kalkmayın, çünkü bu ilaçlar penisin derisinden daha az hassas ciltler için hazırlanmıştır). Bazen bu siğilleri yok etmek için daha kapsamlı tedavi gerekebilir. Cryosurgery (çok düşük derecede soğuk uygulamak), lazer operasyonu veya elektrodissekasyon operasyonu gibi.

 SISTIT (ERKEKLERDE)

Sistit, genellikle bir enfeksiyon sonucunda mesanenin iltihaplanmasıdır. Terim, Yunanca cyst: Mesane kelimesinden gelmektedir. Seyrek olarak iltihaplanma, interstitial sistit gibi başka nedenlerden kaynaklanır. Uretranın uzunluğu nedeniyle, erkeklerde sistitin genellikle başka nedenleri vardır. idrar yoluna baskı yapan büyümüş bir prostat gibi.

Belirtiler

- idrar yaparken acı duymak (yanma veya kaşınma hissi);

- Sık veya acil idrar yapma ihtiyacı;

- Bulanık, kötü kokulu, kanlı idrar (bazen);

- Hafif ateş (bazen).

Sistit erkeklerde çok görülen bir rahatsızlık değildir. Tedavisi kolayca da, tekrarlamasını önlemek için altında yatan nedenin de tedavi edilmesi gerekir.

Teşhis

Bir ürolog şikayetlerin tarifine ve testlere dayanarak teşhis koyabilir. Bu testler idrar analizleri, sistoskopi (özel bir aletle üretra ve mesanenin gözlenmesi) ve damar içi pylogram denilen özel bir röntgen çekimini kapsar. Enfeksiyona neden olan bakteriyi tanımlayabilmek için de idrar kültürü gerekebilir.

Sistit hemen ve uygun şekilde tedavi edilirse önemli bir hastalık değildir. Sistit ve altında yatan neden tedavi edilmezse, kronik ve insanı zayıf düşüren bir şekle girer.

ilaç Tedavisi

Sistite neden olan enfeksiyonla mücadele edebilmek için antibiyotik verilir. Altındaki sebep için ilave ilaç veya ameliyat gerekebilir.

SKROTUMDA KITLELER

Skrotumdaki kitlelerin çeşitli sebepleri vardır. Bunlar, tümörler, kistler ve diğer iltihaplar, fiziksel örselenmeler ve kasık fıtığıdır.

Belirtiler

- Skrotumda yumru veya şişme;

- Belli yerlerde ağrı veya hassasiyet olasılığı

Tümörler selim veya habis olabilirler. Testislerin kendilerinin içinde büyüyen tümörler çoğunlukla habis (kanser) olurlar, skrotumun içinde başka bir kısımda gelişen tümörler ise genellikle selimdir Testis kanseri daha ilerde anlatılacaktır.

Ağrısız selim bir kist olan spermatik kist ya da spermatosel çok yaygın görülür. Testisin üstünde epididime yapışık olarak gelişir. Bu bölümde ilerde anlatılacak olan Hidrosel ve varikosel de skrotumdaki ağrısız selim kitlelerdir. Hematosel de skrotumda incinme sonucu ortaya çıkan bir kitledir ve kan birikiminden oluşmuştur.

Kasık fıtığı, bağırsaklardan bir bölümün skrotum içine kadar inerek onu şişirmesiyle ortaya çıkar.

Teşhis

Skrotumdaki her türlü kitlenin doktor tarafından incelenmesi gereklidir. Kitle bir tümörse habis olabilir. Kesin bir teşhis konulabilmesi için tümörün ameliyatla çıkarılması gerekir. Kan testleri ve ultrasonografi yöntemi, birçok zararsız kitleyi tümörlerden ayırmakta yardımcı olabilir.

Habis tümörler tehlikelidir. Kanser yayılmadan fark edilebilirse genellikle etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Skrotumdaki kitlelerin diğer nedenlerinden kasık fıtığı hariç hiçbirisi tedavi gerektirmez.

Tedavi-Ameliyat

Testiste tümör varsa tümörün ameliyatla alınması şarttır. Testis kanseri, testisin tümünün alınmasını ve muhtemelen ilave tedaviyi de gerektirir.

 SPERM SAYILARINDAKİ DÜŞÜŞ DEVAM EDİYOR

Yumurta Ve Sperm Sayıları



Çeşitli ülkelere ait çalışmalar erkeklerdeki sperm sayılarında hızlı bir düşüş olduğunu gösterirken, İskoçya da gerçekleştirilen bir çalışma bu ülkedeki düşüşün daha önceki çalışmalara göre çok hızlı olduğunu ortaya koydu.


İskoçya da erkeklerin sperm sayılarında son 14 yılda neredeyse üçte bir oranında azalma olduğu kaydedildi. 


Kuzey İskoçya da 1989-2002 yılları arasında 7 bin erkek üzerinde yapılan araştırmalar, sperm sayısındaki düşüşün alkol, sigara ve obeziteyle bağlantılı olduğu sanılıyor.


Araştırma boyunca denek durumundaki erkeklerden yaklaşık 16 bin sperm örneği alındığını belirten bilim adamları, 14 yıl önce alınan örneklerde mililitrede ortalama 87 milyon olan sperm sayısının, son alınan örneklerde mililitrede ortalama 62 milyona düştüğünü belirledi. Araştırmayı yürüten Dr. Siladitya Bhattacharya ‘‘Bunda bir takım farklı yaşam şekillerinin de rolü olabilir. Bu faktörler konusunda daha geniş incelemeler yapmalı’’ dedi.

 TESTIS KANSERI

Testis kanseri çoğunlukla, sperm üreten hücrelerde başlar. Kanser ilk olarak testiste bezelye büyüklüğünde sert bir yumru olarak dikkat çeker. Bu yumru genellikle dokunulduğu zaman acımaz. Erken safhalarda başka belirti yoktur. Birçok erkek tümörü kendisi keşfeder. Ne kadar erken fark edilirse o kadar iyidir. Genellikle kanser sadece tek testisi etkiler.

Belirtiler

- Testiste yumru veya şişme;

- Muhtemelen bölgesel ağrı veya hassasiyet

- Testiste ağırlık hissi (bazen).

Testis kanseri genç erkeklerde, özellikle 15-35 yaşlarında ve siyah erkeklere kıyasla beyaz erkekler arasında daha çok görülür. Eğer testislerin biri veya her ikisi doğumda inmemişse, ileride her iki testis için de kanser riski daha büyüktür. Erken tespit edilerek tedavi edilirse, kanser genellikle iyileşebilir.

Teşhis

Kendi kendini muayene ile skrotum içindeki tümör veya başka bir oluşumun varlığı fark edilebilir. Böyle bir yumru fark ederseniz, acıyıp acımadığına bakmadan hemen doktora danışın. Teşhisi doğrulamak için ultrasonografi yapılabilir.

Testisteki bir tümör hemen her zaman habistir, ama tümörün varlığından emin olmak için doktor muayenesi gereklidir. Testisleri ve skrotumu etkileyen başka şartlarda da benzer yumrular ortaya çıkabilir. Epididimit, Hidrosel, Vanikosel ve Orşit gibi. Bunların bir kısmı da zararsızdır.

Testiste tümör varsa, ameliyatla çıkartılması şarttır. Tümör habis ise, vücudun başka yerlerine dağılıp dağılmadığını anlamak için, kan testleri, röntgen ve başka testler gerekir.

Testis kanseri teşhisi konulan erkeklerin yüzde 70 i tedaviden sonra 5 yıl veya daha fazla yaşarlar (5 yıl sağ kalma oranı). Ancak, bu geç safhada keşfedilmiş kanserleri de kapsamaktadır. Testis kanserlerinin en çok görülen türü olan seminom erken teşhis ve tedavi edilirse, hemen hemen bütün vakalarda iyileşebilir.

Tedavi-Ameliyat

Hasta testisin ameliyatla alınması gereklidir. Bu erkekliğin kaybedileceği anlamına gelmez, çünkü geride kalan sağlıklı testis vücudun normal cinsel ve hormon üretme işlevlerini yerine getirebilir. İki testis de kaybedilirse, kısırlık meydana çıkar. Ancak 3 haftada bir enjeksiyonla erkeklik hormonu verilerek gerekli olan normal cinsel işlev sağlanabilir.

Diğer Tedaviler

Kanserlerin vücudun diğer kısımlarına yayılmasını önlemek veya yayılmışsa ona karşı mücadele edebilmek için radyoterapi veya kemoterapi kullanılır.

 TESTIS MUAYENESI

Testis kanseri potansiyel bir katildir,ama erken yakalandığında genellikle iyileştirilebilir.

Bir iki dakikalık basit bir muayene testislerdeki bir oluşumu ilk safhalarında belirleyebilir. Kadınların kendi göğüslerini incelemeleri gibi, testislerin kendiniz tarafından incelenmesi de önemli ve kolaydır ve hayat kurtarabilir. Testis kanserine yaşlı erkeklerden çok genç erkeklerde rastlandığı gibi, bu kendini muayene lise yaşlarında başlamalıdır.

Bir incelemeyi duştan veya ilik bir banyodan sonra, skrotumun (torbanın) derisi gevşek ve rahatken yapmak gerekir. Testisler tek tek muayene edilmelidir. Testisi elinize alıp başparmağınızla yüzük parmağınız arasında yuvarlayın. Bunu yaparken, testisin üzerinde yumru olup olmadığına bakın. Ayrıca, testisin bir önceki muayeneye göre kıyasla,büyümüş, sertleşmiş veya başka türlü değişmiş olup olmadığına dikkat edin. (Testisin üzerine doğru hissedilen küçük katı kısım testisin normal bir bölümüdür; testisin tepesinden yukarı uzanan boru da anormal bir oluşum değil, testisle skrotumun normal bir parçasıdır.)

Testisin üzerinde bir yumru veya içinde bir değişiklik hissederseniz, bunun mutlaka kanser olması gerekmez. Ama ne olduğunu anlamak için hemen doktorunuzu ziyaret edin.

TESTIS TORSIYONU (TESTISININ BURKULMASI)

Testislerin her biri skrotum içinde birer sperm kanalı üzerinde asılı olarak bulunurlar. Bu kanallar da testisleri besleyen kan damarları vardır. Testislerin burulması yakasında, testis sperm kanalı etrafında döner ve bu durumda testise kan gitmez. Bu sorun bazen hiçbir nedene bağlı olmaksızın, hatta bazen uykuda ortaya çıkar. Bunun dışında ağır fiziksel hareketle de meydana gelebilir.

Belirtiler

- Tek testiste ani ve genellikle şiddetli sancı;

- Skrotum içinde testislerden birinin yukarı çıkması;

- Bulantı ve kusma;

- Baygınlık hissi;

- Şişme;

- Ateş.

- Testiste aniden veya agır fiziksel hareketten sonra ortaya çıkan, ani şiddetli sancı (acil).

Testisin burulması sık rastlanan bir olay değildir. Daha çok küçük çocuklarda, bazen de ergenlik çağı civarında görülür. Ancak her yaşta olabilir.

Teşhis

Aynı yerde dağılmayan şiddetli sancı ile birlikte bulantı, kusma, baygınlık hissi, ortada belirgin bir neden yoksa (yaralanma, örselenme gibi) akla testis burulmasını getirir. Öte yandan, aynı semptomlara skrotum içinde bir iltihaplanma veya bir tümör de neden olabilir. Testis burulması ile epididimitin semptomları birbirine benzer. İki rahatsızlığı birbirinden ayırmanın bir yolu; ayakta iken acıyan testisi kaldırmaktır.

Burulma varsa testis muhtemelen daha fazla acıyacak, epididimit ise ağrı daha hafif olacaktır.

Bazı vakalarda, teşhisi doğrulamak ve testis

burulmasını düzeltmek için cerrahi müdahale gerekebilir.

Testiste keskin bir sancı hissedildiğinde hemen tıbbi yardım gereklidir. Burulma 1-2 saat içinde düzeltilmediği takdirde (çoğunlukla, ameliyatla), testis yeterince kan gitmemesi nedeniyle beslenemeyeceği için körelecek ve bir ameliyatla çıkarılması gerekecektir.

Tıbbi müdahale olmadan burulan sperm kanalının kendi kendine açılması pek söz konusu değildir.

Tedavi - Ameliyat

Testis burulması durumunda doktor, testisi normal durumuna getirerek düzeltmek ve yerine tespit etmek için, hemen bir ameliyat yapacaktır. Buna ilaveten, ileride ortaya çıkabilecek bir burulma.olasılığını önlemek için, genellikle diğer testis de yerine tespit edilir.

Diğer Tedaviler

Bazen doktorun burulmuş testisi dikkate çevirerek eski haline getirmesi mümkündür. Bu vakada, her ihtimale karşı testislerin (yeniden burulmayı önlemek üzere), ileride yapılacak bir ameliyatla yerlerine tespiti iyi olur.

URETRIT (ERKEKLERDE)

Üretrit penisin içindeki idrar ve meninin geçtiği kanal olan Üretra nın iltihaplanmasıdır. Genellikle cinsel ilişkiyle geçen bir hastalık nedeniyle ortaya çıkar (bilhassa belsoğukluğu veya chlamidiasis) Bazen de neden bilinmez. Üretritle birlikte görülen akıntının rengi berraktan sarıya, yoğunluğu inceden kalma kadar değişir. Üretrit in tedavisi genellikle kolaydır. Hastanın eşi de tedavi edilmelidir. Üretrit bazen de Reiter sendromu denilen bir rahatsızlıkla birlikte ortaya çıkar.

Belirtiler

- İdrara çıkarken veya boşalırken sancı;

- Sık idrara çıkma ihtiyacı;

- Penis ucundan akıntı.

Teşhis

İdrar yaparken sancı ve akıntı doktora gitmek için yeterli nedenlerdir. Doktor hem idrar hem de akıntının analiz edilerek rahatsızlığı yapan organizmaların tanımlanmasını sağlayacaktır.

Birçok vakada üretrit tedaviden sonra kaybolur. Bazen tedaviyi tekrarlamak gerekebilir. çok az vakada üretrit tedaviye cevap vermez ve üretra daralması, epididimit, prostatit veya başka komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

Tedavi

Üretrit için antibiyotikler verilir. Eşin de tedavisi gerekebilir.

 VARIKOSEL

Varikosel testis kanını boşaltan toplar damarlarının genişlemesine verilen isimdir. 
Eriskin erkeklerin %25 kadarında varikosel bulunur. Genel olarak varikosel erkeklerde kısırlığın en sık sebebi olarak kabul edilir. 
Sıklıkla sol taraf testisinde görülür. 
Nadiren sadece sağ tarafta veya her iki tarafta da görülebilir (%10-15). 
Sol taraftaki toplar damarın sağdakinden 10 cm daha uzun oluşu, solda daha sık görülmesinin nedenlerinden biri olabilir.|Testislerin üst kısmında-yanda, skrotumun (torbanın) içinde kıvrımlar halinde şişlik hissedilir. 
Bazı varikoseller ağrı sebebi olabilirler. Ağrıdan kurtulmak için, testislerin sarkması ve dolayısıyla damarın gerilmesini önlemek gerekir. Bu amaçla, sporcuların kullandığı süspansuvarlar önerilebilir.
Varikosel testise baskı yaparak testis çapının küçülmesine sebep olabilir.
Varikosel hastalığında erkeklerin çocuk yapma kabiliyeti testisteki kan dolaşımının bozulmasına bağlı olarak azalabilir.
Bir çok hasta bu durumdan sonra kısırlık sebebi aranırken saptanır.
Hastalık testis dokusunu ne kadar bozarsa ve testis ne kadar küçülürse çocuk yapma kabiliyeti o kadar azalır. |Varikoselin, sperm üretim yeteneğini bozup bozmadığının araştırılması için tahlil yapılması gerekir. Spermiogram adı verilen tahlil bozukluk derecesine göre ameliyat gerekebilir. |Varikosel için mevcut tek tedavi yöntemi ameliyattır. 
Bir kez varikosel tanısı konulursa hastalık mutlaka cerrahi olarak düzeltilmelidir.
Ameliyatda genişlemiş testis toplar damarları bağlanır ve problem ortadan kaldırılır.
Operasyondan sonra varikosel tekrar oluşabilir ve yeni tedaviye gereksinim duyulabilir.

Eğer çocuk sahibi olamama varikosele bağlı ise ve geç kalınmamışsa tedaviden sonra bir kaç ay içinde başarılı sonuçar elde edilebilir.